Ağız ve Boğaz Sağlığı

Customer Health

AĞRI VE İNFLAMASYON

Angelini Ar-Ge, ağrı ve inflamasyon alanında eskiden beri süregelen çalışmalarıyla önemli bir geleneğe sahiptir. Araştırma projeleri; prostagladin, sitokin ve serotoninerjiklerin iletim yollarının, ağrı ve inflamasyon düzenleyen mekanizmalardaki rolü üzerine yapılan çalışmalardan oluşmaktadır.
Ar-Ge grubunun odağı yeni moleküller geliştirmek ve halihazırda mevcut olan ilaçların tek başına veya kombine kullanımında etkinliklerini artırmak ve advers etkilerini azaltmaktır. Bu çalışmalar aynı zamanda ilaçların biyoyararlanımı ve pozolojisini en uygun hale getirmek amacıyla formülasyon yaklaşımlarını da içermektedir.

 

ENFEKSİYON HASTALIKLARI

Prulifloksasilini geliştirme deneyimiyle yola çıkan Angelini Ar-Ge, artık ciddi bir problem haline gelen ve farmakolojik araştırmanın öncelikli olarak tanımlandığı antibiyotik direncine çözüm bulmak için antienfektifler alanına daha fazla ağırlık vermeye başladı.

Günümüzde Ar-Ge faaliyetleri, monoterapi veya kombinasyon halinde kullanılmak üzere yeni ürünlerin antimikrobiyal etkinliğinin değerlendirilmesi ve gelişmiş antibiyotik dirençli teknolojilerle üretilen tıbbi cihazların değerlendirilmesine odaklanmaktadır.

Angelini ayrıca cilt, bağırsak ve kadın genital sistemi miktobiotasının, insan vücudunun genel sağlık durumunun devamlılığı üzerindeki rolü ve enfeksiyon sırasında gözlenen değişiklikler üzerinde de araştırmalar yapmaktadır.

Ağız ve Boğaz sağlığına dair önemli bilgiler

Ağız ve Diş Sağlığı

  Ağız ve Diş Sağlığı Sorunları

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre diş çürüğü ve dişeti hastalıkları, yeryüzünde en yaygın görülen hastalıklar olarak kabul edilmektedir. Bu hastalıkların nedeni ise diş yüzeylerinde biriken bakteri ve bakterilerin artık ürünleri ile tükürük glikoproteinlerinden oluşan dental plaklardır. Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Sağlıklı bir ağız ve dişlere sahip olmanın temelini dental plağın ortadan kaldırılması oluşturur. Ağız bakımının sağlanması için dental plağı ortadan kaldıracak iki yol bulunmaktadır: bunlardan birincisi diş hekimleri tarafından yapılan profesyonel bakım, ikincisi ise bireyin kendisi tarafından yapılan özbakım. Ülkemizde yasal olarak sadece diş hekimleri tarafından yapılan profesyonel bakım, özellikle hastaların risk gruplarının belirlenmesi ve buna uygun önlemlerin alınması açısından önemlidir. Her ne kadar yılda en az iki kez diş hekimi kontrolüne gidilmesi önerilse de günümüzde gelişmiş ülkelerde kişiye özel bakım programları ağırlık kazanmaktadır. Ağız bakımının bireyin kendisi tarafından yapılması yani özbakım için mekanik ve kimyasal korunma olmak üzere iki yöntem tanımlanmıştır. Mekanik korunma yönteminde ağız bakımı için kullanılan başlıca materyaller elle kullanılan diş fırçaları, elektrikli veya pilli diş fırçaları, ara yüz fırçaları, diş ipleri  ve ağız duşlarıdır. Kimyasal yöntem ise diş macunları, bitkisel ve kimyasal içerikli ağız gargalarından oluşur.

Mekanik Korunma

Diş Fırçaları: Bakteri plağı yani dental plağın ortadan kaldırılmasında kullanılan en etkili ve güvenilir yol dişlerin mekanik olarak temizlenmesidir. Dişlerin mekanik temizliğinde en sık kullanılan aparat da diş fırçasıdır. Diş fırçası manuel olarak kullanılan ve şarjlı diş fırçaları olmak üzere iki çeşittir.

Diş İpi: Diş ipinin kullanımı diş ara yüzeylerinin temizlenmesinde en etkili yöntemdir. Ancak diş ipinin yanlış kullanımı dişetine zarar verebilir veya doğru kullanılmazsa dişlerin arayüz bölgelerinde etkin bir temizleme sağlayamayabilir. Bu nedenle doğru diş ipi kullanımı için mutlaka profesyonel bir yardıma gereksinim duyulur.

Ağız Duşu: Ülkemizde ağız duşu olarak kullanıma sunulan su basıncı ile dişlerin ara yüzlerinin temizlenmesi yöntemidir. Yeni bir ürün olmasına rağmen, bilimsel çalışmalar bu yöntemin konvansiyel diş ipine göre daha etkin bir ara yüz temizliği sağladığını göstermektedir. Ancak maliyeti yüksektir.

Kimyasal Korunma

Diş Macunu: Diş macunları, ağız bakım ürünleri arasında tüketiciler tarafından en yaygın kullanılan üründür. Diş macunlarının paketlenmesi ve etikelenmesi ile ilgili ülkemizde birtakım yaptırımlar bulunmaktadır. Buna göre diş macununun etiketinde ürünü tanımlayan, kullanım sebebini açıklayan, uyaran ve kullanımını anlatan bildirimler bulunmalıdır. Ayrıca diş macunlarının üzerinde ürünün içeriği ile ilgili detaylı bilgi verilmektedir.

Gargaralar: Diş fırçası ve diş ipinin ulaşamadığı bölgelerde kalan bakterilerin temizliğinde gargaralar kullanılmaktadır. Ayrıca gargaralar hem plak oluşumunu hem de plağın patojenitesini azaltır. Böylece alveolar kemik kaybına ve periondontal hastalığa neden olduğu bilinen gingivitis gelişimi inhibe ederler. Gargaralar, periodontal hastalığın tedavi aşamalarında da sıklıkla kullanılır. İdeal bir ağız gargarası, mevcut plağı uzaklaştırabilmeli ve yeni plak oluşumunu durdurabilmelidir. Ayrıca toksik olmamalı, yan etkileri minimum olmalı ve sağlıklı floraya zarar vermemelidir.

Referanslar

  1. Prof. Dr. M. Cem Doğan, Ağız ve Diş Sağlığı Bakımı, Halk Sağlığı Günleri, 3. Okul Sağlığı Sempozyumu, 2014 Ankara
başa dön

Soğuk Algınlığı

Soğuk algınlığı, virüslerin neden olduğu, burun ve boğazda sınırlı bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık birçok virüse bağlı olabilir. 200'den fazla virüsün soğuk algınlığına yol açtığı tespit edilmiştir. Özellikle Rinovirüsler en büyük grubu oluştururlar. Soğuk algınlığı ataklarının neredeyse %40'ı Rinovirüsler tarafından meydana gelir. Ayrıca Adenovirüsler, Coronavirüsler, RSV (Respiratory Sinsisyal Virüs) sık görülen soğuk algınlığı virüsleridir.

Soğuk algınlığı insanların en sık yakalandığı hastalıklardandır. Bir insan 70 yaşına kadar 200 kez soğuk algınlığına yakalanır. Bir birey hayatının toplam 3 yılını bu hastalığın belirtilerini yaşayarak geçirmektedir. Her insan yılda ortalama 2-3 kez soğuk algınlığına yakalanmaktadır. Genellikle enfeksiyon sonbahar ve kış aylarında sıktır. Kötü havalandırma, güneş ışınlarının az oluşu, toplu yaşam gibi faktörler soğuk algınlığı gelişmesini kolaylaştırır.

  •   Risk faktörleri

    • Soğuk algınlığı geçiren kişilerle yakın temas,
    • Hijyen ve el yıkama alışkanlığının eksik/yetersiz olması,
    • Kalitesiz ve/veya az uyku,
    • İmmün sistemi bozan ilaç kullanımı,
    • Kalabalık ve iyi havalanmayan ortamlarda bulunmak,
    • Çocukları yakın temasta olmaları (kreş, yuva, anaokulu vb.)

     

    Soğuk algınlığı, virüsü taşıyan insanın, hapşırırken ya da öksürürken havaya yaydığı su taneciklerinin solunması ya da virüsü taşıyan yüzeyler (kullanılmış mendil, kapı kolu) ile temas esnasından sonra buruna ya da göze dokunulması ile bulaşır. Soğuk algınlığı virüsleri hareketsiz havada 3 saate kadar asılı kalabilirler. Soğuk algınlığı virüsü eşya yüzeylerinde 2 güne kadar yaşayabilir. Kalabalık ve kapalı alanlarda bulunan bireyler arasında çok hızlı yayılır. Virüsler, erişkinlerde belirtilerin ortaya çıkmasından 1 gün öncesinden, belirtilerin ortaya çıkmasından 5 gün sonrasında kadar bulaştırıcıdır. Çocuklarda ise 10 günden daha fazla bulaşıcı olabilir.
  •   Bulguları

    Belirtileri, virüse maruz kaldıktan sonra 10-12 saat içinde ortaya çıkar ama genellikle 48 saat içinde gözlemlenir. Çoğu belirti 7-14 gün arasıda kaybolur ancak öksürük daha uzun sürebilir. Boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürük en sık görülen belirtilerdir.

    Ateş nadirdir. Küçük çocuklarda ateş görülebilir. En sık grip ile karıştırılmaktadır. Grip genellikle yılda bir defa geçirilir ve soğuk algınlığına göre ağır seyirlidir. Gripte ek olarak kas ağrısı, baş ağrısı, ateş ve belirgin halsizlik olur.

      Tanı ve Tedavisi

    Tanı klinik bulgulara dayanarak konur. Hastalığın spesifik tedavisi yoktur, semptomatik tedavi yapılır. Serum fizyolojikli burun damlaları kullanılabilir. Ağrı kesiciler, topikal veya oral dekonjestanlar kullanılabilir. Bol sıvı alımı burun tıkanıklığını azaltır. Odaya nemlendirici koymak öksürüğü azaltır, tıkanıklığı azaltır ve nefes almayı kolaylaştırır. Tuzlu suyla burun temizliği, burun ve kulak tıkanıklığını azaltır. Soğuk algınlığından korunmada ellerin yıkanması önemlidir. Enfekte kişiler kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmamalıdır.

Referanslar

  1. Hakan Leblebicioğlu, Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları, Akılcı Antibiyotik Kullanımı ve Erişkinlerde Toplumdan Edinilmiş Enfeksiyonlar. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimleri Etkinlikleri Sempozyum Dizisi No:31, Kasım 2002
başa dön

Boğaz Ağrısı

  •  Boğaz Ağrısı Nedir


    Boğaz ağrısı; yutkundukça daha da artan ağrı, hassasiyet ve rahatsızlık hissine neden olur. Boğaz ağrısının (farenjit) en sık görülen nedeni, soğuk algınlığı veya grip gibi viral bir enfeksiyondur. Bir virüsün nedenl olduğu boğaz ağrısı genellikle kendi kendine iyileşir.

    Bakterilerin neden olduğu bir boğaz ağrısı türü olan streptokok enfeksiyonunun komplikasyonlarını önlemek için ise antibiyotik tedavisi gerekmektedir.

    Boğaz ağrısı belirtileri neden bağlı olarak değişebilir. Belirti ve bulgular aşağıdakileri içerebilir:

    * boğaz ağrısı ve hassasiyet
    * kısık veya boğuk ses
    * bademciklerin üzerinde beyaz lekeler ve iltihap
    * şişmiş, kırmızı bademcikler
    * boyunda veya çenede şişmiş lenf bezleri
    * yutma veya konuşma ile kötüleşen ağrı, yutma güçlüğü

    Boğaz ağrısına neden olan yaygın enfeksiyonlar ateş, öksürük, burun akıntısı, hapşırma, baş ağrısı, mide bulantısı veya kusma gibi diğer bulgu ve belirtileri içerebilir.
  •   Boğaz Ağrısının Sebepleri

    Sık görülen soğuk algınlığı ve gribe neden olan virüsler boğaz ağrısının çoğuna neden olur. Daha az sıklıkta bakteriyel enfeksiyonlar da boğaz ağroso yapar. Boğaz ağrısına neden olan viral hastalıklar şunlardır;
    • soğuk algınlığı

    • grip

    • mononükleoz

    • kızamık

    • suçiçeği

    • krup (sert, havlar gibi bir öksürükle karakterize ortak bir çocukluk dönemi hastalığı)

    • bakteriyel enfeksiyonlar

    Bazı bakteriyel enfeksiyonlar boğaz ağrısı oluşturabilir. En yaygın olanı Streptococcus pyogenes (A grubu streptokok) boğaz ağrısına neden olur.

    Herkeste boğaz ağrısı görülebilir ancak çocuk ve genç bireylerde, sigara dumanına maruz kalanlarda, alerjik bireylerde, kirli havaya maruz kalanlarda, kronik sinüziti olanlarda, kalabalık ortamlarda çalışanlarda, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlarda boğaz ağrısı riski daha fazladır.
başa dön